Gelive ebey, iki lafın belini gırıverem senle...

23 Ocak 2010 Cumartesi

Sakin Ruh





Aşkın başladığı yerde gerçekten mantık biter mi?
Yoksa ikisi de birden gider mi?

Aşk’ın ilk soluğu mantığın son soluğu mudur?
Yoksa yalnız akıl ve fikir aşk olmadan bir yere kadar mı?
Aşık olunca gerçekten insanlar adaletini kaybeder mi?
İnsan her şeyi onun lehine olacak şekilde mi verir kararlarını?

Aşk bir yere kadar daha sonra otomatiğe bağlarsın,
ve sonra eski mantığına geri döner mi acaba?
“Ya da bu koca adamın arkasında duran bir kadın” mevzusu mu?

Böyle geniş bir alana yayıp içinde at koşturuyorum.
Henüz nihayetine erdiremedim koşuyu.
Bunlar biryana, yaklaşık 4 haftadır markajıma takılan birisinin olduğu gerçek.

Benim istediğim kadın rahat bir kadın olmalı bir kere.
Bana rahatlık vermeli.
Bayılıyorum rahat insanlara…
İşte bu tam öle birisi…
Ayrıca akıllı biri olduğu da aşikar.

Ne zaman canım sıkılsa, gidiyorum yanına,saçma sapan bir muhabbet açıyorum.
Benim için o an önemli olan sadece onun ses tonunu hissetmek ve içime söyle kuvvetlice bir su serptirmek.
Bakıyor önce o karakaşının altından, kömür gözleriyle süzüyor güzelce o anki ruh halimi.
O da sorduğum soruya alakasız bir şeyler söylüyor.

Ve daha sonra her şey otomatiğe geçiyor.
Unutuyorum ne varsa kafamı kurcalayan şey umurumda olmuyor.
Sakin bir ruh hali… Müthiş!
Aslında ona açılmayı da pek akıllıca bulmuyorum şu sıralar.
Benim çok beğendiğim bir söz vardır
“En uzun süren aşk karşılıklı olmayan aşktır”
Doğru mu değil mi? Bilemem; ancak bunu zaman bilir.

Hiç yorum yok: